“HAVZA BAZINDA SU GÜVENLİĞİNE GENEL VE TÜRKİYE BAKIŞI” KONULU YAN ETKİNLİK DÜZENLENDİ

3. İstanbul Uluslararası Su Forumu’nda yan etkinlik olarak 28 Mayıs 2014 tarihinde düzenlenen “Havza Bazında Su Güvenliğine Genel ve Türkiye Bakışı” konulu yan etkinlik Sn. Prof. Dr. Hasan Zuhuri SARIKAYA moderatörlüğünde gerçekleştirilmiş olup, FAO Toprak ve Su Kaynakları Yetkilisi Sn. Ines BEERNAERTS, Dokuz Eylul Universitesi SUMER Müdürü Sn. Prof.Dr. Nilgün B. HARMANCIOĞLU, Güney Avustralya Üniversitesi’nden Sn. Prof. Dr. Henning BJORNLUND, Tahsisler Şube Müdürü Selçuk COŞKUN, ORSAM Su Araştırmaları Programı Uzmanı Dr. Tuğba Evrim MADEN ile WWF Doğa Koruma Yönetmeni Ayça AKSOY’un da panelist olarak yer aldığı etkinliğe Genel Müdürümüz Sn. Prof. Dr. Cumali KINACI’nın yanı sıra kurum ve kuruluşlardan çok sayıda ilgili de katılım sağlamışlardır.

İlk olarak Sn. Ines BEERNAERTS, “Nehir Havzalarında Su-Gıda-Enerji İlişkisi” konulu sunumunu gerçekleştirmiştir. Sn. BEERNAERTS sunumunda ekonomik su güvenliği, su-gıda-enerji bağlamına FAO’nun konsept yaklaşımı ve bu bağlama sınıraşan nehir havzalarında örnek yaklaşımlara temel olarak yer vererek, Aral Deniz Havzası örneğini sunmuştur.

Sn. BEERNAERTS sonrasında söz alan Sn. Prof.Dr. Nilgün B. HARMANCIOĞLU, “Su Güvenliğinin desteklenmesinde etkili su tahsis mekanizmaları” konulu sunumunu gerçekleştirmiştir. Su güvenliği mefhumunun insan refahı, sürdürülebilir gelişim ve güvenlik için genel olarak suyu merkeze alan bir yapıyı ortaya koyduğunu belirterek, su kıtlığının küresel manada bir sorun olduğunu ve bunun çözümü için su tahsisinin önemini belirtmiş; tahsislerin arz/talep dengesi gözetilerek yeniden değerlendirilmesi, bunun için kurumsal ve yasal çerçevenin yönetim stratejilerinin belirlenmesi açısından ortaya konmasının önemini vurgulamıştır.

Güney Avustralya Üniversitesi’nden Sn. Prof. Dr. Henning BJORNLUND gerçekleştirdiği sunumda kısıtlı su kaynaklarının rakip kullanıcılar arasında paylaşımı ile ilgili bilgi vermiştir. Sn. BJORNLUND, nüfus artışı ve ekonomik büyüme, aşırı su tahsisi, iklim değişikliği gibi su hususunda küresel sorunlara dikkat çekmiştir. Suyun paylaşımı hususunda Kanada’nın Alberta Eyaletindeki Güney Saskatchewan örneğini vermiştir.

Sn. BJORNLUND sonrası söz alan Dr.  Tuğba Evrim MADEN, “Ortadoğu’da Su Güvenliği” başlıklı sunumunu gerçekleştirmiştir. Mevcut sorunları ortaya koyan Sn. Maden; bölgede çözüm olarak politik iradenin, işbirliğinin, kurumsallaşmanın, anlaşmaların tüm havza sakinlerinin katılımını sağlamasının, karşılıklı güven ilişkisinin gelişmesinin, veri paylaşımı sağlanmasının, bölgesel yönetimlerde istikrarın sağlanmasının, etkili ve sürdürülebilir su yönetiminin iyi yönetimin önemli olduğunu vurgulamıştır.

Sn. Selçuk Coşkun “Türkiye’nin Su Yönetimi Yaklaşımı” konulu sunumunda, Genel Müdürlüğümüzle ilgili bilgiler vererek havza bazlı entegre yönetime, su kalitesi ile ilgili yürütülen çalışmalara değinerek Genel Müdürlüğümüz’ün su güvenliği konusuna bakış açısını ifade etmiştir. Genel Müdürlümüzün entegre su yönetimi, su kalitesi, sektörel su tahsisi ile miktar açısından suyun yönetimi ve iklim değişikliği esaslı gerçekleştirdiği çalışmalar ile su güvenliğini ilgilendiren konularda adımlar attığına dikkat çekmiştir.

Yan oturumda son olarak WWF Türkiye’den katılan Sn. Ayça AKSOY, Türkiye’nin Su Ayak İzi Raporu ile ilgili bir sunum gerçekleştirmiştir. Su kaynakları üzerine geniş bir anlayışın geliştirilmesi, su temininin tedarik zinciri ile yapılması, su ayak izi göz önüne alınarak önlemler geliştirilmesi ve uygulanması, su ile ilgili riskler için önlemlerin alınması ve uygulanması, çok taraflı sözleşmelerde yer alınması ve su ayak izinin de sonuçları değerlendirilerek paydaşlarla güçlü bağların kurulması hususlarında tavsiyelerde bulunmuştur.

Yan oturumun soru cevap bölümünde söz alan katılımcılardan, Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü’nden katılan Sn. Ali KEŞ, yan etkinlik kapsamında suyun paylaşımı, tüketimi vb. konuların vurgulandığı, ancak en önemli konulardan biri olan su üretimi konusunun eksik işlendiği, yukarı havzalarda orman ve mera alanlarını dikkate aldığımız zaman orman ve suyu birlikte ele almamız gerektiğini, bu bölgelerde problemin erozyon olduğu ve barajlarda toplanan suların depolanmasında erozyonla taşınan partiküllerin sel, taşkın gibi sıkıntılara yol açtığını belirterek; bu kapsamda ormancılık çalışmalarının göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulamıştır.

Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nden katılan Sn. Turgay ŞİMŞEK, Sn. Bjornlund’a yönelttiği sorusunda Avustralya’da su kaynakları kıt olduğu dönemlerde denetim, izin, kontrol gibi işlemler nasıl yürütülmekte olduğuna dair bilgi talep etmiştir. Sn. Bjornlund Avusturalya’da sulama lisansı gibi bir dizi lisans verilmekte olduğunu, lisansı aldıktan sonra müteakiben kullanım izninin ayrıca alınması gerektiğini, kullanım iznini alabilmek için suyu etkin kullanacağınızı ispatlayacak belgeler sunmanız gerekmekte olduğunu belirtmiştir. Suyun mevcudiyetine de bakılarak hükümetin size belli bir miktara kadar suyu kullanmanıza izin vermekte olduğu, izinlerin mevcut su rezervi ile orantılı verildiği için su kaynaklarının kıt olduğu dönemde de kullanıcılara o oranda düşük kullanım miktarlarının verildiği belirtilmiştir.